Hayata dair ne varsa... Yemek, gezmek, okumak, sevmek ve çocuk:)

6 Şubat 2014 Perşembe

Perşembe, Şubat 06, 2014 | by Gözde Tarifler | Categories: , , | No comments

2 - 2.5 yaş aktivitelerinden yapboz Tuna'nın favorilerinden.
Tabii doğru yapbozu bulana kadar bazı denemelerimiz oldu. Tahta olanlar, standart yapbozlar vs derken doğru seçimi Burcu teyzesi sayesinde bulduk.
Erken yaşta yapboz için önemli noktalar var. Çocuğun yapboza heveslenmesi için tabii yapabilmesi ve yaparken zevk alması gerek. Bu yüzden doğru yapbozu seçelim.
İlki resim çocuğun ilgisini çekmeli.
Önce az sayılı 5-6-7 parçalı yapbozlar ile başlayıp yaptıkça sayıyı arttırmalı.
Parçalar benzersiz olmalı, bir parça başka birinin yerine uymamalı. Yoksa çok kafa karıştırıcı ve heves kırıcı olabiliyor.
Parçalar eğilip bükülme konusunda mukavemetli olmalı. Ağıza sokma, katlama, atma tutmaya maruz kalacaklar:)

Çocuğunuzla beraber önce sizde yapıp, ya da destek olup sonrasında kendi yöntemlerini bulmaları için karışmamak en güzeli.

Biz önce 6 parça, sonra 10, sonra 22 ve de 30 parçalı olanlar ile devam ediyoruz. Hayvan motifli olan yönlendirici olması açısından güzel bir yapbozdu. Bir 30 parça daha alıp sonra bir büyüğüne geçmeyi planlıyorum. Beğendiğim diğer yapbozlar ise harfler ve sayılar olanlar. Onları da bir sonraki aşamada almayı düşünüyprum.

Yapboz örneklerimiz şunlar, markası Larsen. Bu markadan resim, kalite ve benzersiz şekillerden dolayı çok memnunuz. Toyz mağazından alıyoruz.

Anne ve çocuklarına keyifli aktiviteler...






Perşembe, Şubat 06, 2014 | by Gözde Tarifler | Categories: , , | No comments
Adının ne olduğunu hiç bilmediğim o kabarık beyaz tüycüklü bitki karahindiba imiş. Hala her gördüğüm yerde üfleyesim gelir, en sonunda adını da öğrendik Sinan Sülün sayesinde.



Hikaye arıyorum ne zamandır. Hikaye okumayı çok severim ama istediğim tarzda yeni yazarlar keşfedememiştim ne zamandır. Sinan Sülün yeni genç bir yazar. 3 hikayesi var kitapta. Ben en sonuncu Karahindiba'yı çok beğendim. İkinci hikayedeki sürrealist benzetmede çok etkiliyeci.
Bir de hikayeyi yeni dönemden, gençlerden okuyalım derseniz buyrun Karahindiba..


Perşembe, Şubat 06, 2014 | by Gözde Tarifler | Categories: , , | No comments

Yekta Kopan, Gece Gündüz ile senelerdir televizyonda. Ben çok yoğun gördüğüm, reklamını izlediğim haberlerini okuduğum, şeylerden sıkılırım, ilgimi yitiririm. Bu sebeple hiç kitabını okumaya niyetlenmemiştim Yekta Kopan'ın, taa ki Idefix aldığım kitapları alanların Aile Çay Bahçesi'ni de aldığını söyeleyene kadar.
Denemeye değer buldum, iyi ki de almışım. Kitabı bir çırpıda okudum. Yazış tarzı ve okuması çok keyifli, konusu harika diyemem ama okuttu kendini. Önemli olanda bu sanki.  Kafanızı dağıtmak için bir kadının hayatında yaşadıklarının onda bıraktığı izleri okumak isterseniz, buyrun Aile Ça Bahçesi'ne...




5 Şubat 2014 Çarşamba

Çarşamba, Şubat 05, 2014 | by Gözde Tarifler | Categories: , | No comments
Eveet aylar gectikçe bebeklikten çocuğa, çoçukluktan arkadaşa dönüşen yavrular. Hem çok tatlı hem çok meşakatli evlatlar. İyi ki hayatımızdasınız, tüm anne arkadaşlarım aynı duyguları paylaşıyor, o yüzden çoğul yazıyorum. Sevginiz olmasa çekilcek eziyet değilsiniz hani ara ara:)

En son 23 aylıkken yazmışım, o zamandan bu zamana ne değişti. En önemli değişiklik artık Tuna'da bir papağan, ne desek hemen tekrarlayan bir papağan. Her çocuk gibi kendi dilinde, bu durumda iyice bir yenilecek pamuk şeker yapıyor sıpayı. Dün akşam eve gittim, gündüz çizgi film seyretmiş hangisi dedim, 'Mime Dedi' (trt cocuk Muge ve Mine, tabii bas rolde kedi var). Tam söyleyemediği tüm kelimelerin başında 'D' veya 'G' harfi var, dartal, dilki, galk, gurt, del, dit, daat, dap, geylek aklıma ilk gelenler. Bilemediklerini ve söyleyemediklerini de acayip sıkma huyumuz var, kime çektiyse artık, numu numi amimu abida dadidu benzeri şeylerde uydurmasyonlarımız.

Kış aylarında olduğumuz için yaz gibi dışarda çok vakit geçiremiyoruz, her güneşi gördüğümüzde kendimizi dışarı atsak da ev aktivitelerimiz daha çok tabii. Çocuklar için bu dönemde en ktiriği sosyalleşmek olunca da, Tuna'ya uygun arkadaşı olacak ev gezmeleri, misafir ziyaretlerine, komuşu oturmalarına ağırlık veriyoruz. Çocuklar çocuklarla büyüyorlar, ben bunu gördüm, ne kadar çok çocukla beraber olurlarsa o kadar çok iletişim kurmayı öğrenip kendilerini buluyorlar. İkili üçlü çocuk ilişkilerinde kendilerine güvenleri geliyor, etraflarını tanıyorlar. Her mizaçtaki çocukla bence gerçek hayat konusunda prova yapıyorlar. Tuna sakin yaradılışlı bir çocuk, oyun kurup oyun oynamaktan hoşlanan, çok fazla gürültüden hoşlanmayan bir çocuk. Gürültülü çocuklarla biraraya geldiğinde bazen rahatsızlık duyuyor, ya da oyun kurmaya çalıştığı sırada oyununu bozan çocuklara sinirleniyor, ama zamanla deneye deneye başetmeye, durumlara karşı kendince yöntemler oluşturmaya çalıştığını fark ediyorum. Bazen zorlanıyor, kızıyor bağırıyor, bazen üsteliyor, bazen kaçıyor, bazen uzlaşmaya çalışıyor, aslında büyüyor. Hepsi bunun bir göstergesi, sosyal bir varlık olma yolundaki adımları.


Bundan 6-7 ay önce daha çekingen daha kırılgan ya da istedikleri olmadığında daha kızgın Tuna gün geçtikçe arkadaş seçmeye herkesle farklı iletişim yöntemleri geliştirmeye başlıyor. Kırılganlıklarının, kızgınlıklarının sebeplerini araştırıyordum ama bunun sosyalleşmedeki toyluklarından dolayı bir dönem olduğunu o dönemleri geçtikçe anlıyorum. Onlara zaman tanımayı bilmek lazım. Anneler biraz sabırlı olmalı, kendi yaşadıklarımdan çıkardıklarım bu. Ne kadar okusan araştırsan en iyisi olsun diye uğraşsan da herşeyin bir zamanı var, acele etmemek lazım. Çocuk ona hazır olduğunda onu kendiliğinden yapar hale geliyor. Bu demek değil ki kendi hallerine bırakalım, tabii ki en uygun şekilde onlara destek olmak, onları teşvik etmek, her türlü ruhen ve bedenen ihiyaçları ile ilgilenmek ebeveyn görevlerimiz içinde ama acele etmeden, onları yormadan.

Bir de en büyük değişiklik bu 2 yaş sendromu dedikleri duygu değişikliği dönemi. Uysal dediğim bebeğim sanki kurulmuş saat gibi iki yaşını doldurduğu günün sabahı yataktan 'Hayııırrr' diye bağırarak uyandı. Ortada soru yok ama havada hayırlar uçuşuyor. Evet demek yok hayırın kaç türlüsü, gel demeden önce git demeyi öğrendi, bir anda bir negatiflik geldi oturdu hayatımızın içine. Ben doğduğu günden beri rasyonellikten yanayım, sebeplerini sonuçlarını anlatıyorum oğluma, sendromla beraber taktik değiştirdim çünkü o artık sebep sonuç falan dinlemek istemiyorum, benim dediğim benim dediğim, başka çıkış yolu yok, ben de senin istediğin gibi olsun tamam diyerek başlıyorum cümleye sonrasında sadete geliyorum.

Bu ay Tuna'yla ilk tren yolculugumuzu yaptık, tren hareket ettiğindeki heyacanını unutamıyorum, tümyol boyunca etrafı dikkatli dikkatli inceledi.


Mumları keşfedeli tüm pastaları sen üfler oldun.


O kadar hızlı büyüyorsun ki oğlum seni yakalamak icin daha da hızlanmam lazım.
Sevgilerimle....

8 Ocak 2014 Çarşamba

Çarşamba, Ocak 08, 2014 | by Gözde Tarifler | Categories: , , | No comments


Yılbaşından kalan hindiyi nasıl değerlendirsem diye düşünürken börek seven bir aile olduğumuz geldi aklıma, ben de patatesle beraber güzel bir börek olabileceğini düşünerek hemen koyuldum yapmaya.

- 3 adet hazır yufka
- 3 adet orta boy patates
- 1 tabak kadar ince ince doğranmış pişmiş hindi eti
- 4-5 adet taze soğan
- 2 yumurta
- yarım su bardağı yoğurt
- 1/4 su bardağı zeytinyağı
- tuz, karabiber, kimyon

Patatesleri rendeliyoruz, taze soğanı ince ince doğruyoruz. Başka bir tabağa pişmiş hindi etlerini küçük küçük doğrayıp, ağız lezzetinize göre karabiber, kimyon ve tuz ekliyoruz.

1 yumurta sarısını üzeri için ayırarak, yumurta, yoğurt ve zeytinyağını bir kapta karıştırıyoruz.
Yufkları ikiye bölüp bu karışımdan sürüyoruz. Yufkanın dar kısmına içlik karışımımızdan bir şerit halinde koyuyoruz. Yanları zarf şeklinde katlıyarak, yufkayı rulo yapıyoruz.

Ruloyu yağlı kağıt koyduğumuz fırın tepsisine uzunlamasına yerleştiriyoruz. Bu şekilde dilimlenmesi daha kolay oluyor. Üzerine ayırdığımız yumurta sarısını sürüyor, susam ve çörek otu ile süslüyoruz.

200 derece fırında 35-40 dakika pişiriyoruz. Afiyetle yiyiyoruz. (Börek o kadar çabuk tükendi ki pişmiş halini çekemedim:))

24 Aralık 2013 Salı

Salı, Aralık 24, 2013 | by Gözde Tarifler | Categories: , , | 2 comments
 
1 Aralık pazar günü Tepekule Kongre ve Sergi Merkezinin A7 Şehir Klübünde 5.İzmirli Yemek Blogu Yazarları Buluşmasını gerçekleştirdik. Her buluşmada daha da profesyonelleşen bu buluşmayı organize eden Nergis Mevsimi, Sende Pişir, Mis Kokulu Lezzetler, Hep Leziz, Dilodan Tarifler ve Egeden Tarifler yemek blogu yazarları arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum. Yer, yemek, organizasyon, her blogcu için hazırlanmış özel karşılamalar, hepsi çok güzel ve özeldi.

Giriş ve karşılama çok nefisti, öncelikle herkes için yapılmış ayrı ayrı kurabiyeler ile başlamalıyım, Nergis Mevsimi döktürmüş. Benim icin hazırlanan kurabiye. Kurabiyedeki ben ogluma cok benzemis, o yüzden daha da cok beğendim:)

 



Rengarenk macaronlar Nilabella'dan , lavantalar Renkli Kolonyo'dan.


Bu muhteşem karşılamanın ardından masalarımıza geçtik, ince ince düşünülmüş ayrıntılarla çok zevkle hazırlanmış masalar bizi bekliyordu.  Uzun zamandır görüşemediğimiz arkadaşlarımızla tekrar sohbet etme şansı bulduk. Masamdaki değerleri arkadaşlarım ve Hikmet'in güzeller güzeli kızı Duru masamızın neşesi oldu.



    Hikmet ve Şeniz'le...


  Gökçe'yle...

  Müjgan Hanım'la....

Tabii bu güzel organizasyonu destekleyen sponsor firmalarımıza çok teşekkürler, hepsinin ürünlerini beğenerek kullanıyorum. Figen'in fotoğrafları ile unutulmaz karelere dönüştü buluşmamız ve renklendi yazım. Sana da çok teşekkürler Figencim...

http://www.figenkaravas.com/
Söke Un
Dr.Oetker
Bumerang

Duru Bulgur
PepsiCo
Estuz    
Mentos ve Vivident
Selva
YKM


Sponsorlar



23 Ağustos 2013 Cuma

Cuma, Ağustos 23, 2013 | by Gözde Tarifler | Categories: , | No comments


17. ayımızı yazdıktan sonra hiç başka not tutmamışım, kendime kızdım.
Şu anda 23. ayın içindeyiz, nerdeyse iki yaşına girmek üzere Tuna. Yaz ayında olduğumuz için artık evde nçok dışarlardayız, tatiller, bayramlar, haftasonları derken evde daha az zaman geçiriyor. Bu da aslında belirgin bir fark oluşturuyor. Keşfediyor, kendine güveni geliyor, kendini buluyor ve büyüyor hızla.

Tam bir su kuşu Tuna, sürekli suyla oynayabilir, çiçek sulamak, banyo yapmak, suyu bir yerden bir yere boşaltmak, havuza denize girmek, kıyıda kovayla su taşımak, içmek için su isteyip bardak içinde oyuncaklarını yüzdürmek, her türlü su oyununa bayılıyor, bıkmadan saatlerce oynayabilir. Geçen sene simit ile yüzerken bu sene kolluklara geçtik, su da korkusuz. Çok zevk alıyor, kendi çabası ile yüzme denemeleri var. Dalgadan çok zevk alıyor, su yutması falan hiç problem değil yeterki şapır şupur su olsun, basıyor çığlığı kahkahayı. Tatil için gittiğimiz otelin çocuk havuzu vardı 40 cm derinliğinde. Orada kendine güveni geldi, başka çocukların nasıl yüzdüğüne bakarak kendini suya bıraktı derken denizde de aynı hevesini sürdürüyor. Tabii biz İzmir'de olmanın avantajı ile her haftasonu denize gidiyoruz, Tuna bu durumdan çok memnun:)


Hala favori oyuncakları arabalar ve tabii motorlar. Motor gördüğümüz yerde başından ayrılamıyoruz, üzerine binmek, tek tek heryerini ellemek istiyor. Doyamasa da baya zaman ayırıyoruz motorlara. Dayısı motor kullanıyor, en kısa zaman dayısıyla motora bindirmek planlarım arasında.

Tuna dedelerine çok düşkün, onlarla vakit geçirmekten acayip zevk alıyor. Ne zaman onlardan ayrılsak arkalarından ağlıyor, bazen evdeyken aklına gekliyor, basıyor dede diye ağlamayı. İstediği birşey olmadığında dede diye ağlıyor, tabii dedeleri de ona çok düşkün.

Tam bir karpuz ve domates canavarı. Sabah kahvaltısında domates, diğer öğünlerde kesinlikle karpuz var masamızda. Tabii eskisi gibi kandırarak yemek yemiyor bu aylarda çocuklar, o yüzden iş aslında daha zor, canının gönlünün istediğini bulmak lazım ki yemek yesin. Fakat şöyle bir huyu var, ne kadar çok severse sevsin doyduysa üzerine pek fazla birşey yemiyor. Kendisi yiyiyor pek denemez, genelde daha çok oyunla ilgili mama sandalyesinde. Önünde illa bir kaç araba ve kitap istiyor, yemek koysak da onunla kısa süre ilgilendikten sonra oyuncaklarına dönüyor, bilmiyorum kendi yemek konusunda onu nasıl cesaretlendireceğiz? Gezerken falan eline birşey verdiğimizde biraz yedikten sonra elinde oldğunu unutup oyuna dalıyor, 'Tuna elindekini ye oğlum' dediğimizde aklına geliyor ve bir iki ısırık alıyor. Çok iştahlı ya da çok iştahsız değil, orta derecede kendini tok tutacak seviyede yemek yiyen bir çocuk iste kuzum. Sütle pek aramız yoktu ama uzun uğraşlar sonucu o arayı yaptık, ballı sütü seven bir oğlum var artık:)

Bağımsızlıklarına bağımsızlık katarak devam ediyorlar, aslında evde etrafında olmamızı çok isteyen oğlum dışarıda keyfi yerindeyse arada bir bizi gözler ama tek başına takılır, bakar keyfine. Gitmek istediği bir yer varsa dur gitme desen bile bize bakmadan çekip gidiyor, o yüzden hep bir gözümüz üzerinde. Büyüdükçe daha bağımsız olsalarda artık onlarla daha çok şey yapılabildiği için paylaşım kesinlikle artıyor. Tatillerde ve ev dışı gezmelerde kesinlikle hem yeme hem de uyku düzeni bozuluyor, ilk başlarda bu durumu kafama çok takıyordum ama artık eskisi kadar dert etmiyorum, neticede biz de gezmeye gittiğimizde farklı saatlerde yiyor ve uyuyoruz, dikkatimiz ve ilgimiz başka şeylere kayıyor. Tuna'ya da aynı şey oluyor diye düşünüp tatillerde onu yemek ve uyku konusunda sık boğaz etmemeye çalışıyorum tabii ki belirli seviyede ihtiyaçlarını ihmal etmeden.


Tuna'nın çok yoğun kullandığı 20 tane kelimesi var, bilmedikleri bu grup içinde değerlendiriliypr:) tüm tanımı olmayan adamlar abi, kadınlar aba mesela. böcek karınca türleri butta adı altında. kendi kendine bizim anlamadığımız kelimelerle şarkılar söylüyor, şarkının başını hatırlatırsak aynı şarkıyı bir daha bir daha söyleyebiliyor. 20 kelime bizim anladığımız, anlamadığımız bir 15 tane de kendi sözlüğünde var. abida, amıgıbı gibi:) Çok konuşmaya hevesli değil, işini görecek ve sevdiği şeyleri önce söylemeyi tercih ediyor. Fakat söylediği kelimeleri de çok net ve düzgün söylüyor, anane ve aydede gibi mesela.

Kitaplara ilgisi var, sayfalar arasında dakikalarca takılıp bakabilir, küçüklüğünden beri vardı aslında bu ilgi, devam ediyor. Masal anlatıyor, hikaye okuyoruz, seviyor ama uzunlarından hoşlanmıyor. Ya da içinde en azından tanıdığı birkaç karakter olsun istiyor, bir hayvan, pepe, anne baba, şirin falan gibi. O zaman daha dikkatli dinliyor.

23 ayımız böyle neşeli, çabalı, bazen 2 yaş sendromlu derken geçiyor. Yavrum sen ne zaman büyüdün  ben onu bile anlayamadım:( Her yaşın her anınla bol bol vakit geçirmek istiyorum, çünkü sana yetişmek zor bebeğim. Seni çook seviyorum...


22 Şubat 2013 Cuma

Cuma, Şubat 22, 2013 | by Gözde Tarifler | Categories: , , , | 1 comment
Dr. Oetker'in Tiramisu yapı ne zamandır evde duruyordu. Misafir gelmeden yapılınca fazla yeniyor diye yapmıyordum ne zamandır. Haftasonu Hande, Ceyhun ve güzel kızları Ceylin bize geldiler. Tuna'yla Ceylin bu sefer çok güzel anlaştılar, birbirlerinden ayrılmak istemediler. Çocuklar olunca ailecek oturma gibi bir lüks olmuyor, buna rağmen güzel bir gece geçirdik. Misafirlerim için yaptığım tiramisu tarifim şu şekilde;

İçindekiler;
- 1 paket kedidili bisküvisi
- 1 paket labne
- 2.5 su bardağı süt
- 1 paket Dr.Oetker Tiramisu Yap

Yapılışı;
Kedidili bisküvileri sekerli kahveli süte batırıp tek sıra olarak 22x22 lik bir borcama dizdim. Üzerine Dr. Oetker'in tiramisu yap karışımını labne ile hazırladım ve biküviler üzerine gezdirdim. İkinci kat bisküvileri de sıraladıktan sonra kalan karışımı üzerine döküp, buzdolabında 2 saat kadar beklettim. Servisten önce üzerine kakao serptim.
Afiyet olsun...







21 Şubat 2013 Perşembe

Perşembe, Şubat 21, 2013 | by Gözde Tarifler | Categories: , , | No comments
Evdeki ananasları değerlendirmek için yola çıkılan bir kek. Ananasın hafif mayhoş tadını sevenlere farklı bir alternatif olabilir. İşte malzemeler;

İçindekiler;
- 3 yumurta
- 2 su bardağı şeker
- 1 su bardağı sıvıyağ
- 1 su bardağı süt
- 3 su bardağı un
- 1 su bardağı havuç
- 1 su bardağına yakın küçük dilimlenmiş ananas ( yaklaşık 4 dilim kadar oluyor)
- 1,5 paket kabartma tozu
- 1 paket vanilya
- 1 tatlı kaşığı tarçın


Yapılışı;
Yumurta ve şekeri mikser ile çırpıyoruz, yağı ve sütü ekleyip çırpmaya devam ediyoruz. Un, kabartma tozu, tarçını ekleyip hamurumuzu hazırlıyoruz. İçine ananas ve havuçları ekleyip birkaç karıştırma ile hamurun havasını kaybetmeden yağladığımız tepsiye karışımı döküyoruz. 175-180 derece fırında 30-35 dakika pişiriyoruz. Olup olmadığını anlamak için keke bıçak batırıyoruz ve bıçağın temiz çıkmasını bekliyoruz.

Ben kelepçeli kek kalıbında yaptım, kalıba alışmam biraz zaman alıcak galiba, o yüzden hafif fazla kızarmış oldu :)

Afiyet olsun...






14 Şubat 2013 Perşembe

Perşembe, Şubat 14, 2013 | by Gözde Tarifler | Categories: , , | 1 comment
Kış ayındayız, evde sıcak bir kahvenin veya çayın yerini hiçbirşey tutmuyor.
Ben özellikle de sütlü Türk kahvesini çok sever, ararım kış aylarında. Sık sık yapmaya, keyifle sohbetle içmeye özen gösteririm. Annem yapardı bize küçükken, galiba çocuklara süt içirmenin 40 çeşidinden biri olsa gerek.  Haftasonu eşimle ve oğlumla içtik, tabii onunki ballı süttü:)
Keyifli sohbetli kahveler dileyerek nasıl yaptığımı anlatayım.

Cezveye kişi sayısı kadar sütlü kahve fincanı süt koyuyoruz, kişi başı yarım çay kaşığı kahve ekliyoruz, dolu dolu olmasına gerek yok, fazla kahve ağırlaştırıyor. Dilediğiniz miktarda şeker, annem sütlü türk kahvesi şekersiz olmaz derdi, ben kişi başı tek yada 1,5 kesme şeker ekliyorum. Bir taşım kaynamalı ki kahve pişsin. Servise hazırdır, afiyet bal şeker muabbet ola..