4 Ekim 2012 Perşembe

1 yaş Tuna kurabiyeleri


Tuna için pastafoninin hazırladığı bebek kurabiyeleri. İlknur hanım elllerinize sağlık, çok güzel, özenilmiş nefis kurabiyelerdi. Biz ve tüm misafirlerimiz çok beğendi.
Seçtiğim modelleri tam kafamdaki gibi sade ve sempatik kurabiyeler haline dönüştürmüş olmanız beni ayrıca memnun etti.




Tuna 1 yaşında...


Doğduğun günü dün gibi hatırlıyorum oğlum. (07.09.2011) Hayatımda ilk defa hissettiğim duyguları yaşattın bana. Kalbim büyüdü seninle, sevgim, yaşamım arttı. Bir sene boyunca hep neşe, hep gülümseme, hep kahkaha kattın evimize, hayatımıza. Sana çok teşekkür ediyorum.

Doğum gününde bize eşlik eden, bu mutluluğumuza ortak olan tüm ailemize ve arkadaşlarımıza da teşekkürler.

Ne kadar özenerek hazırlanmış olsa da, hiçbirşey senin o günkü neşenden güzel olamaz.Tuna derken bir heyecanla bize dönüp bakmandan daha heyecan verici olamaz bebeğim. İyi ki doğdun.

Reyhan'dan pastan, pastafoni'den şeker hamuru kurabiyelerin, siniden böreğin, ananenden susamlı tahinli ve tarçınlı kurabiyelerin, halandan kısır ve dolmaların ve annenden yoğurtlu semizotu masamızı doldurdu.

Tuna kurabiyeleri

Masamız

Doğum günü hediyelerini keşfeden Tuna

Doğum günü hazırlıklarının tadını çıkaran Tuna





Elmalı kek


Her gün 1 elmayı tartışıp duruyor doktorlar, çantada en rahat taşınan meyve,nereye istersen götür. Ekşisi var, tatlısı var, mayhoşu var, serti var, yumuşağı var, kırmızısı var, yeşili var da var...
Bir de güzel keki var... İşte tarifi. Tarif canım annemden....

İçindekiler;
- 3 yumurta
- 1 su bardağı şeker
- yarım çay bardağı sıvıyağ
- 1 su bardağı elma (küp küp doğranmış)
- 1 su bardağı un (dolu dolu)
- 1 paket kabartma tozu
- 1 tatlı kaşığı tarçın
- yarım su bardağı iri dövülmüş ceviz

Yapılışı;
Yumurta ve şekeri mikser ile çırpıyoruz, yağı ekleyip çırpmaya devam ediyoruz. Un, kabartma tozu, tarçını ekleyip hamurumuzu hazırlıyoruz. İçine elma ve cevizleri ekleyip birkaç karıştırma ile hamurun havasını kaybetmeden yağladığımız tepsiye karışımı döküyoruz. 175-180 derece fırında 30-35 dakika pişiriyoruz. Olup olmadığını anlamak için keke bıçak batırıyoruz ve bıçağın temiz çıkmasını bekliyoruz.
Afiyet olsun...

1 Ekim 2012 Pazartesi

Keşke'siz bir yaşam için iletişim - Doğan CÜCELOĞLU


Kemeraltı'nda bir kitapçıda karşıma çıktı bu kitap. Kitabın adı "al beni oku" diye çağırdı beni. Okuması çok kolay, sadece didaktik değil örneklerle dolu sade anlatımlı ve pratik uygulaması olan iletişim örnekleri ile hafızamda bir sürü uygulanabilecek püf noktası bıraktı. Hem ikili ilişkilerde, hem ebeveyn çoçuk ilişkisi açısından değerlendirdim okurken, uygulayabilirsem uzun vadede daha faydalı olacağını düşündüğüm bu kitabı kesinlikle tavsiye ederim.
Kitaptan kısa alıntılar ekliyorum yazının devamına, sizlere fikir vermesi açısından...

"Dışardaki olay ile algınan şey farklı olabilir. Algılanan şeye 'fenomen' adını veriyoruz. Biz insanlar, yalnız algıladığımız kadarını biliriz, yani ancak fenomen dünyasının farkındayız"

"Algılama özgürlüğü olmayan bir insanın, bireysel ve sosyal özgürlüğünden söz edemeyiz."

"İnsanların algılamasının değişmesi, ancak bireyin kendisinin zeminini değiştirmesi ile mümkündür."

"İnsanın en önemli çoşku ve motivasyon kaynağı, yaşamındaki anlamdır."

"Kişi yaşamında farklı sonuçlar elde etmek için, şimdiye kadar yapageldiğinden farklı bir davranışta bulunmalıdır. Şimdiye kadar yapageldiği şeyleri tekrar ettiği halde, yaşamında farklı sonuçlar beklemek, doğanın gerçeğine uymaz."

"İki insanın birbirinin farkına vardığı andan itibaren iletişim başlar."

"Dokunulan ve sevilen çocuk, hastalıklara karşı direnç geliştirmektedir. Kucaklanan ve öpülen çocuk, kendisine hiçbir şey söylenmese dahi, sevildiğini ve değer verildiğini bilmekte ve hem ruhen hem bedenen daha sağlıklı gelişmektedir."

"Boşanmayı düşünen çiftler birbirine masaj yapmaya başlayınca, büyük bir çoğuluğu boşanmaktan vazgeçmiştir."

"İç ve dış dünyası arasındaki mesafe, bireyin yaşamındaki en büyük stres kaynağıdır."

"Acaba sosyalleşmede aşırıya kaçma ve aşırı sosyalleşme olabilir mi? Evet olabilir. Üstelik can'ı ikinci plana itip yaşamda en önemli şeyin sosyal yüz olduğunu çocuklarımıza sosyalleşme sürecinde bizzat biz öğretiriz.'Başkaları ne der?', 'Çok ayıp', 'Sakın kimse görmesin, sonra senin hakkında ne düşünürler!' gibi hep sosyal yüzü vurgulan bir yetişme tarzı içinde, çocuk kendi özünü önemsememeyi öğrenecektir. Kanımca aşırı sosyalleşme ve bunun sonucu olarak bireyselliği kaybetme, toplumumuzda sık sık rastlanan bir durumdur."


Süt kuzusu projesi



 Çoçuklara süt dağıtma projesi İzmir'de çoktan başlamıştı, ülke çapında süt dağıtım projesi başladıktan sonra bununla çakışmaması için proje 'Süt Kuzusu Projesi' olarak güncellendi. İzmir Büyükşehir Belediyesi  0-5 yaş grubu çocukların evlerine 15 günde bir 4 litre süt bırakıyor. Çok sevindirici bir proje, bir sevindirici yanı ise sütü Tire Süt Kooperatifi'nden sağlamaları. Bu sayede yerel üreticiyi destekliyor, bu bölgede üretilenlerin tüketilmesi sağlanıyor.








Tüketim mevzu bahis olunca herkesin öncelikle kendi yöresinde üretileni tüketmesinden yanayımdır. Yüzlerce binlerce kilometre uzakta üretilmiş ve onca yol katederek bizlere sunulan yiyecekler yerine öncelikle yaşadığım yörede yetiştirilmiş ve üretilmiş ürünleri tercih ederim. Ürün satın alırkende üretim yerine genelde bakar, seçimimi ona göre yaparım. Küresel dünya diye diye Amerika'da üretilmiş ürünlerin soframa kadar gelmiş olmasını pek nimetten sayanlardan değilim.
İzmir Büyükşehir Belediyesini bu güzel uygulamasından dolayı tebrik ediyorum...