23 Ağustos 2013 Cuma

23.ayımız



17. ayımızı yazdıktan sonra hiç başka not tutmamışım, kendime kızdım.
Şu anda 23. ayın içindeyiz, nerdeyse iki yaşına girmek üzere Tuna. Yaz ayında olduğumuz için artık evde nçok dışarlardayız, tatiller, bayramlar, haftasonları derken evde daha az zaman geçiriyor. Bu da aslında belirgin bir fark oluşturuyor. Keşfediyor, kendine güveni geliyor, kendini buluyor ve büyüyor hızla.

Tam bir su kuşu Tuna, sürekli suyla oynayabilir, çiçek sulamak, banyo yapmak, suyu bir yerden bir yere boşaltmak, havuza denize girmek, kıyıda kovayla su taşımak, içmek için su isteyip bardak içinde oyuncaklarını yüzdürmek, her türlü su oyununa bayılıyor, bıkmadan saatlerce oynayabilir. Geçen sene simit ile yüzerken bu sene kolluklara geçtik, su da korkusuz. Çok zevk alıyor, kendi çabası ile yüzme denemeleri var. Dalgadan çok zevk alıyor, su yutması falan hiç problem değil yeterki şapır şupur su olsun, basıyor çığlığı kahkahayı. Tatil için gittiğimiz otelin çocuk havuzu vardı 40 cm derinliğinde. Orada kendine güveni geldi, başka çocukların nasıl yüzdüğüne bakarak kendini suya bıraktı derken denizde de aynı hevesini sürdürüyor. Tabii biz İzmir'de olmanın avantajı ile her haftasonu denize gidiyoruz, Tuna bu durumdan çok memnun:)


Hala favori oyuncakları arabalar ve tabii motorlar. Motor gördüğümüz yerde başından ayrılamıyoruz, üzerine binmek, tek tek heryerini ellemek istiyor. Doyamasa da baya zaman ayırıyoruz motorlara. Dayısı motor kullanıyor, en kısa zaman dayısıyla motora bindirmek planlarım arasında.

Tuna dedelerine çok düşkün, onlarla vakit geçirmekten acayip zevk alıyor. Ne zaman onlardan ayrılsak arkalarından ağlıyor, bazen evdeyken aklına gekliyor, basıyor dede diye ağlamayı. İstediği birşey olmadığında dede diye ağlıyor, tabii dedeleri de ona çok düşkün.

Tam bir karpuz ve domates canavarı. Sabah kahvaltısında domates, diğer öğünlerde kesinlikle karpuz var masamızda. Tabii eskisi gibi kandırarak yemek yemiyor bu aylarda çocuklar, o yüzden iş aslında daha zor, canının gönlünün istediğini bulmak lazım ki yemek yesin. Fakat şöyle bir huyu var, ne kadar çok severse sevsin doyduysa üzerine pek fazla birşey yemiyor. Kendisi yiyiyor pek denemez, genelde daha çok oyunla ilgili mama sandalyesinde. Önünde illa bir kaç araba ve kitap istiyor, yemek koysak da onunla kısa süre ilgilendikten sonra oyuncaklarına dönüyor, bilmiyorum kendi yemek konusunda onu nasıl cesaretlendireceğiz? Gezerken falan eline birşey verdiğimizde biraz yedikten sonra elinde oldğunu unutup oyuna dalıyor, 'Tuna elindekini ye oğlum' dediğimizde aklına geliyor ve bir iki ısırık alıyor. Çok iştahlı ya da çok iştahsız değil, orta derecede kendini tok tutacak seviyede yemek yiyen bir çocuk iste kuzum. Sütle pek aramız yoktu ama uzun uğraşlar sonucu o arayı yaptık, ballı sütü seven bir oğlum var artık:)

Bağımsızlıklarına bağımsızlık katarak devam ediyorlar, aslında evde etrafında olmamızı çok isteyen oğlum dışarıda keyfi yerindeyse arada bir bizi gözler ama tek başına takılır, bakar keyfine. Gitmek istediği bir yer varsa dur gitme desen bile bize bakmadan çekip gidiyor, o yüzden hep bir gözümüz üzerinde. Büyüdükçe daha bağımsız olsalarda artık onlarla daha çok şey yapılabildiği için paylaşım kesinlikle artıyor. Tatillerde ve ev dışı gezmelerde kesinlikle hem yeme hem de uyku düzeni bozuluyor, ilk başlarda bu durumu kafama çok takıyordum ama artık eskisi kadar dert etmiyorum, neticede biz de gezmeye gittiğimizde farklı saatlerde yiyor ve uyuyoruz, dikkatimiz ve ilgimiz başka şeylere kayıyor. Tuna'ya da aynı şey oluyor diye düşünüp tatillerde onu yemek ve uyku konusunda sık boğaz etmemeye çalışıyorum tabii ki belirli seviyede ihtiyaçlarını ihmal etmeden.


Tuna'nın çok yoğun kullandığı 20 tane kelimesi var, bilmedikleri bu grup içinde değerlendiriliypr:) tüm tanımı olmayan adamlar abi, kadınlar aba mesela. böcek karınca türleri butta adı altında. kendi kendine bizim anlamadığımız kelimelerle şarkılar söylüyor, şarkının başını hatırlatırsak aynı şarkıyı bir daha bir daha söyleyebiliyor. 20 kelime bizim anladığımız, anlamadığımız bir 15 tane de kendi sözlüğünde var. abida, amıgıbı gibi:) Çok konuşmaya hevesli değil, işini görecek ve sevdiği şeyleri önce söylemeyi tercih ediyor. Fakat söylediği kelimeleri de çok net ve düzgün söylüyor, anane ve aydede gibi mesela.

Kitaplara ilgisi var, sayfalar arasında dakikalarca takılıp bakabilir, küçüklüğünden beri vardı aslında bu ilgi, devam ediyor. Masal anlatıyor, hikaye okuyoruz, seviyor ama uzunlarından hoşlanmıyor. Ya da içinde en azından tanıdığı birkaç karakter olsun istiyor, bir hayvan, pepe, anne baba, şirin falan gibi. O zaman daha dikkatli dinliyor.

23 ayımız böyle neşeli, çabalı, bazen 2 yaş sendromlu derken geçiyor. Yavrum sen ne zaman büyüdün  ben onu bile anlayamadım:( Her yaşın her anınla bol bol vakit geçirmek istiyorum, çünkü sana yetişmek zor bebeğim. Seni çook seviyorum...